7 Temmuz 2013

Niyetim ne?


Bir şekilde ayrılık hep dikkatimi çekti ve hep insanların bir arada olmalarını istedim. Ayırımcılıktan hoşlanmadım. Kendi içimde de yaptığım ayırımcılıklarla mücadele ettim ve hala da ediyorum. Bunun için yapabildiğim her şeyi, irili ufaklı yapmaya çalıştım.  Bazen ufak da olsa mesafe kaydettim, bir sürü zamanda da başarılı olamadım.

İlk okulu okuduğum köyde iki ailenin arası bir sınır sorunundan dolayı bozuktu ve birbirleriyle konuşmuyorlardı. Ama çocuklar sokakta birlikte oynayabiliyorlardı, ben de aileleri barıştırmanın bir yolunu bulamadığım için çocuklar oynama devam ederlerse, ileride bu küslük biter ümidiyle onları bir arada tutacak oyunlar icat etmeye çalışırdım, bizim bahçede oynamalarını sağlardım.

Yaşımı hatırlamıyorum ama güneşin 6 milyar yıl ömrü kaldığını ve dünyada hayatın biteceğinin öğrendiğimde dehşete kapılmıştım. O zaman tüm insanların bir sonraki gezegenin neresi olması gerektiğini ve bunun için çalışması gerektiğini düşünmüştüm. Bunun dışındaki her uğraş nafile diye düşünmüştüm, şimdi de böyle düşünüyorum. Belki de en büyük resimde bunun için uğraşıyoruzdur ama şimdilik bununla ilgili bilincimiz yerinde değildir. 

Bir zamanlar çalıştığım şirkette distribütörlerimizin aynı depoyu kullanmaları projelerinden bile bahsettim, “ikisi de ayrı ayrı masraf edeceğine tek depoda masrafları paylaşsınlar, neticede burada rekabet edecek bir şey yok” diye iddia ettim. Olmadı. Türkiye’de GSM şirketlerinin her birisi, kendi başına baz istasyon kurarken, “buna ne gerek var, aynı baz istasyondan çalışmaları mümkün değil mi ki?” diye düşündüm. En sonunda hepsi de tüm ülkeyi kapsama alanına alacak yatırımı yapacaklardı nasıl olsa, çifte yatırıma ne gerek vardı ki? Ya da banka ATM’leri...Bir yerlerde tanıştığım PKK yandaşı Kürt’lerle konuşup onlarda durum nedir diye anlamaya çalıştım, oldu bitti insanların başörtüsü nedeniyle dışlanmalarını, üniversiteye girememelerini sorguladım, anlamsızlığını anlatmaya çalıştım. Bunların bir kısmı düşüncede kaldı bir kısmı fazla romantik ve hayalperest kaldı ve bazen oldu bazen olmadı.

80’ lerin sonunda duvarlar yıkılırken pek bir ümitlendim, sınırlar anlamsızlaşacak ve dünya birlikte yaşanan bir yer olacak gibi hayallere kapıldım. Olmadı...

Ümidim sürüyor. Hala herkesin olduğu gibi olmasına izin verdiğimiz, ve kimsenin dışarıda kalmadığı bir dünyanın ve hayatın mümkün olduğuna inanıyorum. Cevaplara sahip değilim ama bunu konuşarak, paylaşarak gerçekleştirebileceğimizi biliyorum.

Bunun parçası olabilmek için de yaptıklarımın ve yapacaklarımın dışında bir yandan da burada yazılar yazacağım.

Çok konu başlığı olduğu için yazı içerikleri değişiklik gösterebilir. Zira bu hayalin gerçekleşmesi için bireysel dönüşümlerin, toplumsal ve kültürel dönüşümlerin yaşanması gerektiğine inanıyorum. Ayrıca devlet toplum ilişkilerinin, şirket çalışan ilişkilerinin, aile içi ilişkilerin, hükümet ve yönetim araçlarının dönüşmesi ve sürekli değişerek iyileşmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu nedenle de rotası hep “birlikte yaşamanın yollarını aramak” olan ama içerik olarak geniş bir yelpazeye sahip yazılar olacak. Elbette ki politik yazılar da olacak; ancak yazıları herhangi bir parti ya da önceden belirli bir ideolojiden bağımsız tutacağım. Doğru olduğuna inandığım ilkeler üzerine oturan yazılar yazacağım. Muhtemelen de o sıralarda öne çıkan konular yazılarıma konu olacak. Dolayısıyla hükümetin, diğer siyasi parti ya da kurumlarının ya da devlet kurumlarının eleştirilerine de yer vereceğim.

Aynı zamanda her tülü eleştiriye, karşı görüşe de açık bir platform olmasını hayal ediyorum. Buradaki okuyucu yorumlarıyla ilgili tek şart, bunların küfür, şiddet, hakaret ve karalamalar içermiyor olmasıdır. Kriteri nedir diye merak edebilirsiniz, maalesef şimdilik kriter benim. Belki başka birileri farklı kriterler koyarsa o zaman onlar da kabulümdür.

Niyet budur.

1 yorum:

  1. Niyetimiz, doğru niyet ve iyi niyet olsun. Sonra doğru bilgiyi araştıralım, ikna olursak paylaşalım, sonra doğru bilgiyle doğru çaba içinde doğru eylemi gerçekleştirelim...Sonuç kendini gösterir.
    Niyetimiz" Birlikte yaşamak" Şu halde birlikte yaşamanın yollarını geçmiş tecrübeler ve mevcut realiteler eşliğinde araştırabilirz. Sonrasında belki utopik olacak derece de önermelerimiz ortaya çıkabilir. O zaman soru şu? Anadolu topraklarında varlığını devam ettiren ve halk dediğimiz insan topluluğuna, birlikte yaşamanın yolarını açıklayan nasıl bir toplumsal sözleşme önerebiliriz?

    YanıtlaSil