CHP nin ülke sorunlarının çözümü için gerçek
bir alternatif olması iki koşula bağlı; birincisi kendini derinden ve cesurca
sorgulayıp kimliği ile ilgili yeni bir tanımlamaya ulaşması, ikincisi de
hummalı bir çalışma.
Birinci ödevini yapmadan ikinciye geçmemeli
diye düşünüyorum. Zira kim olduğunuz, ne/nasıl yapacağınızı belirler.
Kabaca eğilmesi gereken konuların başında,
çizdiği kalın kırmızı çizgilere bakmak geliyor. Zira bu sınırlar aslında adında
bulunan “halk” ı tam olarak kapsayamıyor. Bana göre Türkiye öyle bir ülke ki,
dar tanım yapan kimse yeteri kadar kapsayıcı olamıyor.
Bildiğimiz bir konu varsa o da muhafazakar
kitlenin nüfus içinde oran olarak fazla olması. Yine de bu muhafazakarlık,
dışlayıcı ve korkutucu değil bence. Müslümanlıktan gelen ve Anadolu kültürünün
kodlarını taşıyan bir muhafazakarlık. Dolayısıyla dinine bağlı ve bunun
gereklerine göre yaşamak isteyen insanlarla ilgili çizdiği sınıra bakmak önemli
bir adım olabilir. Sorarsanız böyle bir sınırımız yok diyeceklerdir ve öyle
derlerse iktidarın deyimiyle “müebbet muhalefet” olarak kalacaklardır. Bu bir
oy avcılığı değildir, adındaki “halk” ın bir gurubu dindar, bunu göz önüne
almadan olmaz.
Ekonomik konularda bir belirsizlikleri var.
Kılıçtaroğlu Diyarbakır’da bir mitingde hükümeti eleştirirken, “AKP hükümeti
son 9 yılda 49 tane yeni hapishane yaptı. Yeni hapishane yapacağına, 49 tane
yeni fabrika yapsaydınız gençlerimiz gidip çalışsaydı” diyebiliyor mesela. Yani
devletin görevi fabrika yapmak mıdır? Ne fabrikası yapacak? Dolayısıyla bu
alandaki politikaları laftan öte gitmiyor. Sol bir geleneğe sahip bir parti
olarak liberal ekonomik politikaları önermek ve desteklemek zor olabilir ama
pek ala “bilinçli kapitalizm” kavramının içini dolduracak bir anlayıştan yola
çıkarak çağdaş ekonomi politikaları geliştirebilir.
Yine ekonomiyi ilgilendiren alanlarda bazı
rakamlarımız berbat. Sigortasız çalışan
işçi sayısı yaklaşık %40, sigortalı insanların 15 milyonu asgari ücret alıyor.
(yaklaşık %60) Gerçekte böyle olmadığını da çok insan bilir, aslında ücretler
yüksektir ama asgari ücretten gösteriliyor. Bunun getirdiği vergi ve SGK prim
miktarını bilemiyorum ama vergi oranlarını yükselten ve emekli maaşlarına
olumsuz etkisini tahmin edebiliyorum. Aynı şekilde sendikalı işçi sayısının
oranı %9 yani işçiler sendikasız çalışıyor desem abartılı sayılmaz. (bildiğim
kadarıyla İngiltere’de %26, İskandinav ülkelerinde %60-%70 lere çıkıyor. AB nin
ortalaması ise % 23)
Kayıt dışı ekonominin oranı %50 civarında diye
söylenir (%40 olduğuna dair rakam verenler de var) yani aynı şekilde vergi
gelirinde sorun yaratan ve gelir adaletini bozan bir etkisi var. Hükümet bu
konuda adımlar atmaya çalışıyor, dolayısıyla CHP nin daha fazla çalışma yaparak
bu konuda daha da neler yapılabileceğine bakması gerekiyor.
Son olarak da ülkede dolaylı vergiler % 70
civarında. Sigaradan, telefondan vs. gibi harcamalar üzerinden alınan vergiler
holding patronu için de benim için de belediye işçisi için de aynı. Bunun gelir
adaletsizliğini büyüteceği aşikar. Bunları elbet biliyorlardır diye tahmin
ediyorum. (bazen sadece umuyorum).
Son olarak da Kürt meselesi ile ilgili bakış
açısı tam olarak anlaşılır gibi değil. Kanımca yine kimliğini oluşturan
unsurlardan dolayı bu konuda da yalpalıyor. Yine Kılıçtaroğlu Diyarbakır belediye
başkanı Baydemir’ in odasında, basının önünde “Bu sorunun çözümü benim siyasi
hayatıma mal olacaksa
ben onu da feda etmeye hazırım” dedi. Birkaç gün sonra katıldığı bir TV
programında “ana dilde eğitim” konusu sorulduğunda bunun mümkün olmadığını
söyledi. Eee? Siyasi hayatını bitirecek risk nedir o zaman? Daha baştan bunu
kategorik olarak reddedersen neyi konuşacağız?
Özcümle her bireyin ve kurumun yapma
sorumluluğu olduğu gibi, CHP nin de kendine sorması gereken sorular var;
Biz kimiz? Amacımız ne? İnsanla ilgili,
hayatla ilgili ve nasıl yaşanması gerektiğiyle ilgili neye inanıyoruz? Neye
hizmet ediyoruz? Kimseyi dışarıda bırakmayacak çözümlerimiz nelerdir? Ve daha
nicelerini kendine sorup, dürüst ve cesur cevaplar verip, sonra da bu
cevapların gereği olan hummalı çalışmalara başlamaları gerekiyor. Eğer
muhalefet olmanın dayanılmaz cazibesinden başka bir şeyler düşünüyorlarsa tabii ki.
Ben CHP nin de en az iktidar kadar suçlu olduğuna inanıyorum. Parti prensipleri ve kişisel menfaatleri halkın isteklerinden önemli olduğu için halka kulak vereceklerini zannetmiyorum. Bence halktan gelecek ciddi bir tokadı hak ediyorlar. Miting, yürüyüş gibi büyük bir toplumsal birleşmede tüm dövizlerde CHP nin eleştirilmesini arzu ediyorum.
YanıtlaSilBirkaç soru yazasım geldi :)
YanıtlaSilKimiz; neye ve kime hizmet ediyoruz?
Hayalimiz, ülkümüz, davamız, meselemiz, derdimiz ne?
Farklı ne istiyoruz, ne söylüyoruz, ne vaat ediyoruz?
Vazgeçilmezlerimiz, ilkelerimiz, düsturumuz ne?
Ne kadar zamanda, kimlerle, nasıl yapacağız; stratejimiz, yol haritamız ne?