Daha eskiden daha çok duyduğum bir laftı bu.
Devlet büyüklerimiz “Türkiye’nin özel koşulları nedeniyle......” diye başlardı
cümleye. Bir yanından bakınca hakikaten özel koşulları varmış gibi durur ve
hatta vardır da.
Nedir bu özel koşullar? Benim görebildiğim
kadarıyla, etnik farklılıklar başta gelir. Dili, gelenekleri, toplum ve aile
yapısı farklı olan Kürtler örneğin. Dini farklı yorumlayan Aleviler ve diğer
dini gruplar mesela. Dinden devam edecek olursak, tamamen İslami kurallara göre
yaşanması gerektiğini ve herkesin de buna tabi olması gerektiğine inanan
insanlar. Halkın eğitim seviyesi başka bir “özel koşul” olarak dillendirilir. Belki
uğraşsak başka özel koşullar da bulabiliriz.
Aslında bunlar tam da özel koşullar değil
bence, sadece halkı kontrol edebilmek için kullanılan birer bahanedir. Başka
ülkelerde de bu şekilde olmasa da başka özel koşullar üretilebilir pekala. Mesele
bu özel koşullardan dolayı insanlara ne dayatıldığı ve bunun nasıl
kullanıldığıdır.
Dayatılanların başında Terörle
Mücadele Kanunu (TMK) geliyor örneğin. Öyle bir geniş tanım yaratıyor ki ve politikacılar o
kadar ikiyüzlü ve ilkesiz davranıyor ki, sonuçta gücü ele geçirenin ötekine
zulüm etme aracı haline dönüşüyor. Eğer katıksız Kemalist bir bakış açısından
bakarsan, özellikle dindar kesimi baskı altında tutabilmek için özel koşullar
gündemde tutuluyor. Milliyetçi muhafazakar pencereden baktığında Kürtler
terörist yaftasıyla karşı karşıya kalıyor. Son seferde de onuru zedelenen, bir
şekilde hükümetin aslında özel olarak da Erdoğan’ ın ifadelerine tepki gösteren
kalabalıklar rahatlıkla (ve komik ötesi gerekçelerle) terörist olarak
gösterilebiliyor ve hatta yargılanıyor. Uydurulan “özel koşullar” dan dolayı da
bu TMK bir türlü değiştirilmiyor. Mesela İstanbul’ da yasal olarak yapılan
Nevruz kutlamalarına gittiysen ve orada fotoğraf çektiysen, o fotoğrafta da
sarı, kırmızı, yeşil flamalar varsa, devlet isterse seni terör propagandası
yapmaktan yargılayabiliyor, hakim beyin nasıl düşüneceğine bağlı.
Özel koşulları en iyi özetleyenlerden biri bir Japon
arkadaşım oldu aslında. Bu yıl İstanbul’ a geldi, Kapadokya’ ya gitti. Geri
döneceği gün “ne gördün Türkiye’ de” diye sordum. Cevap olarak “mixture of
everything” (her şeyin karması) dedi. Eğer bir ülkede yaşayan insanlar bu
şekilde tanımlanabilirse, ki ben buna katılıyorum, o zaman burada anarşi
sınırına dayanan, demokrasinin olabilen en geniş versiyonundan başka hiç bir
yönetim şekli burayı kandırmaz.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder