Her toplumsal olayın içinde yaşayan insanların bireysel hikayeleri vardır. Bu hikayeleri okuyup anlamadan, toplumsal olaylar iyi doğrultuya oturtulamaz.
Geçenlerde yeni biriyle tanıştım. 90lı yıllarda ailecek Bulgaristan’ dan gelmişler. Genç bir insan. Orada yaşadıklarını anlattı, Müslüman mezarlarının değiştirilmesi, kurban kesmenin yasaklanması vs. gibi sırf dinlerinden dolayı yapılan baskılardan bıkıp, Türkiye’ye göç etmişler. Gezi olaylarına katılmış. Kendi deyişiyle, “ben doğduğum ülkede yaşama şansı bulamadım, milliyet olarak ait olduğum ülke de de yaşama şansım kalmazsa gidecek yerim yok. O nedenle burası benim istediğim gibi yaşanacak bir yer olana kadar mücadele edeceğim. Gerisi hiç önemli değil.” Bu hikayeyi duymak zorundayız.
Ya da, önce amca oğlu sonra da kendisi PKK ya katılan bir üniversite öğrencisinin söylediklerini okumuştum. Diyordu ki; “Siyasetle fikir yürütme dışında uğraşmıyordum, silahlı kalkışmayla da bir yere varılamayacağını düşünüyordum. Amcamın oğlu dağa çıktı ve bir çatışmada öldürüldü. Bütün sülale acılar içindeydik ve öfkemiz kabarmıştı. Ben de okuduğum okuldan bir arkadaşımla birlikte PKK ya katılmaya karar verdik ve katıldık. Sonrasında koşullardan dolayı pek memnun değildim ve kararımı sürekli kendi içimde sorguluyordum. Bir çatışmada arkadaşım öldü. O günden sonra artık geri dönemeyeceğimi, dönersem kuzenime ve arkadaşıma ihanet edeceğimi düşünerek uzun süre geri dönmedim. Sonra karar verip örgütten kaçtım. (Avrupa’ da bir yerde yaşıyor) Hala silahın çözüm olmadığını ve arkadaşıma ve kuzenime ihanet ettiğimi düşünüyorum. Bazı insanların neden hala savaşmaya hazır olduğunu anlamamız gerekiyor.
Alevi bir arkadaşla yolculuk ettim. Yol sırasında söyledi Alevi olduğunu. 3. Köprüye verilecek Yavuz Sultan Selim adından dolayı. Aslında hiç ibadet etmeyen ve Alevi kültürünü yaşamayan biri olduğunu, sadece ailesindeki konuşmalardan, büyüklerinden Yavuz Sultan Selim’ in Alevilere kıyım yaptığını duymuşluğu varmış o kadar. Çocukluğumdan beri dinlediklerimden dolayı şimdi bu isim kararına tepkili ve o nedenle Gezi olaylarını ve hükümete karşı yapılanları destekler olmuş. “Artık ben de Alevi oldum” demesi enteresandı. Bu hikayeyi dinlemezsek ne olduğunu kavrama şansımız yok. (tarih dersi alır gibi, efendim aslında Yavuz ne yapmıştı, yapmamıştıların sahiden hiç bir hükmü yok)
Kendime bakıyorum. Gezi olaylarının benim gözümde yaşananlarıyla başbakanın açıklamaları hiç tutmadığı için devlet tarafından yapılan bütün açıklamalara kuşkuyla bakar oldum. (daha önceden de devlet görevlilerinin ve hükümetlerin doğruları saptıracağını düşünürdüm ama başa gelince emin oldum diyeyim) benim hikayem anlaşılmadan devletin güven sağlaması imkansız.
Bir arada yaşayabilmemiz için yargılamadan, merak ve saygıyla kişisel hikayeleri dinlememiz gerekiyor.