Diyelim ki, sen barış içinde yaşamı
yüceltmeye, insanların dünyaya gelme sebebi her neyse onu gerçekleştirmelerine
olanak tanımaya, dolayısıyla da mutlu umutlu coşku dolu yaşamalarını sağlamaya
çalışıyorsun. Kimseye de bir zararın yok, hatta onlara bu doğrultuda ilham
veriyorsun.
Başka birileri ise sebebi her ne olursa olsun
senin yaratmaya çalıştığın masum hayata kast ediyor. Bu durum doğrudan senin
yaşadığın ülkeye yapılırsa, evet savaşmak zorunda kalabilirsin. Eğer savaşmak
zorunda kalırsan da bu savaştan zaferle çıkmak için hazır ve donanımlı olmak
zorundasın. Sonrasında yeniden barışı tesis etmelisin. Zira savaştıkların henüz
doğmamışlar değildir.
Seni doğrudan etkilemeyen ama insanlık onuruna
aykırı yaşananlar varsa, o durumda da barış koalisyonları kurup, bu duruma
insanlık adına müdahale etmek zorundasın. Başka yerde insana aykırı olanlar
seni ilgilendirir. Bu durumda hep aynı ilkelerle hareket ediyor olman şarttır.
Yani bir yerlerde soykırıma girişmişlerle can
ciğer kuzu sarması olup, başka yerde katliama girişen darbecilere tepki
gösterirsen inandırıcılığın kaybolur. İlkelere ihanet ettiğin için, bütünlük
bozulacağından hayatın dengesi sağlanamaz.
Suriye’ de Esad/Esed kendi güç ve iktidarını
korumak için, ordusunu kendi insanının üzerine sürdü. Sanırım, sandı ki güç
yoluyla yeniden dengeyi kurar. Kuramadı, kuramazdı. Haklı talebi silah
susturmaz. İnsanları öldürürsün ama talepleri yok edemezsin, güçlendirirsin.
Hayat bütünlükten yanadır.
Orada insanlık adına bu ayıplar, günahlar
işlenirken sessiz kalınması utanç vericidir. Bu durumu sona erdirmenin yolu ise
yeni savaşan güçleri devreye sokmak değildir. Dünyanın bir sürü yerinden
savaşmak (cihad) için Suriye’ ye gelenler kimsenin haberi olmadan gelmiş
olmazlar. Mutlaka bir çok ülke buna maddi, lojistik ya da istihbaratla ilgili
destek verdi. Maalesef bizim yöneticilerimiz de. O zaman da iş çığırından çıktı. Bir yanda
masuma silah çeken Suriye zaliminin askerleri, öbür tarafta namazların kaç
rekat olduğunu bilmeyen kamyon şoförlerinin kafasını kesen, kurşuna dizen
cennet tacirleri.
Bu manzarada hayatı yüceltebilmen için
barıştan yana olanların bir araya gelip, barış koalisyonu oluşturulmasından ve
silahların susturulmasından başka bir yol yok. Çünkü bu saçmalığı kim kazansa,
sürdürülemez bir denge kurulduğundan, aslında kaybetmeye mahkum hale geliyor.
Bu ülkede de sırf hükümetten yana olduğu için
müdahaleyi desteklemek, neyi desteklediğini bilmemek demektir. Ya da o kadar
vahim durumdasınızdır.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder