14 Eylül 2013

Savaş Barış


Diyelim ki, sen barış içinde yaşamı yüceltmeye, insanların dünyaya gelme sebebi her neyse onu gerçekleştirmelerine olanak tanımaya, dolayısıyla da mutlu umutlu coşku dolu yaşamalarını sağlamaya çalışıyorsun. Kimseye de bir zararın yok, hatta onlara bu doğrultuda ilham veriyorsun.

Başka birileri ise sebebi her ne olursa olsun senin yaratmaya çalıştığın masum hayata kast ediyor. Bu durum doğrudan senin yaşadığın ülkeye yapılırsa, evet savaşmak zorunda kalabilirsin. Eğer savaşmak zorunda kalırsan da bu savaştan zaferle çıkmak için hazır ve donanımlı olmak zorundasın. Sonrasında yeniden barışı tesis etmelisin. Zira savaştıkların henüz doğmamışlar değildir.

Seni doğrudan etkilemeyen ama insanlık onuruna aykırı yaşananlar varsa, o durumda da barış koalisyonları kurup, bu duruma insanlık adına müdahale etmek zorundasın. Başka yerde insana aykırı olanlar seni ilgilendirir. Bu durumda hep aynı ilkelerle hareket ediyor olman şarttır.

Yani bir yerlerde soykırıma girişmişlerle can ciğer kuzu sarması olup, başka yerde katliama girişen darbecilere tepki gösterirsen inandırıcılığın kaybolur. İlkelere ihanet ettiğin için, bütünlük bozulacağından hayatın dengesi sağlanamaz.

Suriye’ de Esad/Esed kendi güç ve iktidarını korumak için, ordusunu kendi insanının üzerine sürdü. Sanırım, sandı ki güç yoluyla yeniden dengeyi kurar. Kuramadı, kuramazdı. Haklı talebi silah susturmaz. İnsanları öldürürsün ama talepleri yok edemezsin, güçlendirirsin. Hayat bütünlükten yanadır.

Orada insanlık adına bu ayıplar, günahlar işlenirken sessiz kalınması utanç vericidir. Bu durumu sona erdirmenin yolu ise yeni savaşan güçleri devreye sokmak değildir. Dünyanın bir sürü yerinden savaşmak (cihad) için Suriye’ ye gelenler kimsenin haberi olmadan gelmiş olmazlar. Mutlaka bir çok ülke buna maddi, lojistik ya da istihbaratla ilgili destek verdi. Maalesef bizim yöneticilerimiz de.  O zaman da iş çığırından çıktı. Bir yanda masuma silah çeken Suriye zaliminin askerleri, öbür tarafta namazların kaç rekat olduğunu bilmeyen kamyon şoförlerinin kafasını kesen, kurşuna dizen cennet tacirleri.

Bu manzarada hayatı yüceltebilmen için barıştan yana olanların bir araya gelip, barış koalisyonu oluşturulmasından ve silahların susturulmasından başka bir yol yok. Çünkü bu saçmalığı kim kazansa, sürdürülemez bir denge kurulduğundan, aslında kaybetmeye mahkum hale geliyor.

Bu ülkede de sırf hükümetten yana olduğu için müdahaleyi desteklemek, neyi desteklediğini bilmemek demektir. Ya da o kadar vahim durumdasınızdır.   

13 Eylül 2013

Böyle istiyorum


1.     Anayasadan her türlü milliyet ve ideoloji tanımı kaldırılsın.
2.     Laiklik; devletin hiç bir kurumu hiçbir din ile ilgili referans kullanmasın. (Diyanet işleri kaldırılsın). Her birey istediği dini istediği gibi yaşayabilsin. Devlet dinlere karşı nötr dursun, aksi şiddetli cezalandırılsın. Dini her türlü zorlama ve baskının engellenmesi garanti altına alınsın. Din işlerine bütçeden kaynak ayrılmasın, devlet din eğitimi ile ilgili hiçbir tasarrufta bulunmasın. Her türlü dini gruplar ve tarikatlar ve diğer dini örgütlenmeler kayıt altına alınmak kaydıyla serbest bırakılsın, dini eğitim verebilsinler. (dernekler gibi)
3.     Temel hak ve hürriyetler, insan hakları evrensel beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi referans alınsın.
4.     Seçim yasası millet vekillerinin halk tarafından seçileceği şekilde yeniden düzenlensin.
5.     Millet vekili dokunulmazlığı sadece kürsü dokunulmazlığı ile sınırlandırılsın.
6.     Siyasi partilere devlet ödeneği aldığı oy/teşkilat genişliği vs. gibi somut kriterlere göre ve meclis dışı partileri de kapsayacak şekilde yeniden düzenlensin.
7.     Partilere nakit ve nakit dışı yardımlara sınırlandırma getirilsin.
8.     Seçim barajı kaldırılsın.
9.     Çevreyle ilgili konularda üst, özerk bir kurum oluşturulsun. Tüm mimar ve mühendis odaları, çevreyle ilgili bakanlık ve halk temsilcilerinden oluşan bir kurum oluşturulsun. Buranın onayı idarelerin kararlarını bağlayıcı kurallar koyabilsin. Yasayla güvence altına alınsın.
10. Her türlü fikri (dini inançlar dahil) ifade etmek, taraftar toplamak, yaymak tamamen serbest olsun. Tek engel fiziksel ya da psikolojik şiddet içermemesi olarak konulsun.
11. Terörle mücadele yasası ya tamamen kaldırılsın, ya da tam tanımlar yapılarak kapsamı olabildiğince daraltılsın.
12. Çalışanlarla ilgili yaslar gözden geçirilsin ve iş yaşamında insan onuruna aykırı olabilecek her türlü uygulama kısıtlansın.
13. Çalışan sayısı (örneğin) 2.000’ i geçen işletmelerde, çalışanların hakları  ve çalışma koşulları özel olarak denetlesin.
14. Dış ilişkilerde askeri müdahale vs. gibi şiddete başvurulacak konularda, mecliste tam mutabakat aransın, ya da zorlayıcı bir çoğunluk kararı aransın.
15. Devlet ihale yasası revize edilsin ve belirli bir tutarın üzerindeki ihalelerde %100 şeffaflık sağlansın. (açık artırma/eksiltme vs. yöntemlerle ve halka açık olarak)
16. Yerel yönetimlerin ne tür hizmet vereceği/vermeyeceği anayasada belirlensin. Dini hizmet veremesinler ve hizmetleri nasıl verecekleri kendi kararlarına bırakılsın. (Ör. Türkçe mecburi dil olmak üzere istediği dillerde hizmet verebilsin)
17. Polis ve Jandarma teşkilatı merkezi hükümete bağlı kalsın. Onun dışındaki hizmetlerde yerel yönetimler söz sahibi olsun. Okul sayıları ve yerleri, hastane sayıları ve yerleri vs. gibi hizmetler ana prensipleri merkezi hükümet tarafından yasayla belirlenmek üzere yerel yönetimlere bırakılsın.
18. Her türlü ayırımcılıkla ilgili yasal düzenleme yapılsın. Herhangi bir kişinin etnik/dini/cinsiyet/cinsel yönelim/yaş/dil/ırk vs. gibi kimliğinden dolayı uğrayacağı zararlar, hem devlet hem de özel kurumlarda ve bireylerde  tazminata konu edilsin.
19. Nefret suçları tam ve kapsamlı olarak tanımlansın, cezaları artırılsın.
20. Yerleşim yerlerinin Cumhuriyet döneminde değiştirilen isimleri orada yaşayan halka sorularak tekrar eski haline getirilsin.
21. YÖK yetkileri olabildiğince sınırlandırılsın (sınav vs. dışında idari tasarruflarda bulunamasın). Üniversiteler tamamen özerk hale getirilsin. Üniversiteler kendi yönetimlerini kendileri oluştursun ve seçimle yapılsın. Özel üniversitelerin standartları oluşturularak serbest bırakılsın.
22. Askeri liseler ve İmam hatip liseleri kaldırılsın. (ideolojik ya da dini eğitim veren okullar 18 yaşından sonra serbest olsun) Meslek liseleri sayı ve konuları yerel yönetimlerin kararına bırakılsın. Merkezi hükümet koordinasyon görevi görsün.
23. Vergilerin gelire göre alınması için gerekli düzenlemeler yapılsın. Dolaylı vergi oranı AB standartları gözetilerek aşağı çekilsin.
24. Belirlenecek bazı vergiler yerel yönetimler tarafından belirlensin. Toplama ve harcama yetkileri yerel yönetimlerde olsun. Mesleklere, iş kollarına göre ve başka bir takım kriterlere göre farklı vergi oranları belirlenebilsin ve bu yerel yönetimlerin yetkisinde yapılsın.
25. Mahkemelerin ve üst mahkemelerin denetimi özerk yapıya kavuşturulsun. Hükümetlerin yüksek yargı organlarına müdahil olamayacağı yeni bir yapı kurulsun. Siyasetçilerin yargı organlarıyla ilgili yapacağı açıklamalar, dokunulmazlık kapsamından çıkarılsın.
26. Adı ne olursa olsun, (özel yetkili mahkeme, DGM vs) standart dışı mahkeme kuruluşu mümkün olmayacak bir düzenleme yapılsın.
27. TSK Milli Savunma Bakanlığına bağlansın. Askerlik zorunlu olmaktan çıkarılsın. Bunun ne kadar zamanda ve nasıl yapılacağı bir programa bağlansın.
28. Basın yayın kuruluşlarının devletle ilişkili işlerle uğraşması yasaklansın.  Sermayelerinin belirli bir oranının halka açık olması zorunluluğu getirilsin. Basın ilkelerini denetleyecek üst, özerk bir yapı kurulsun.
29. Devlet sanat faaliyetlerinden çekilsin. Sanatın desteklenmesi için ayrı çalışan ve kendine ait bir bütçesi olan, özerk bir kurum oluşturulsun. Sanatın desteklenmesi yerel yönetimlerin de sorumluluğunda olsun.
           30. Çocuk hakları ve sağlığı ile ilgili ayrı bir denetim mekanizması oluşturulsun.